sohbet sohbet siteleri chat siteleri

Bir garip isyan

Kategori: (hikayeler) Yazan: RomantiC, 07-05-2012

Etiketler : , , ,

Kırgınım… Kızgınım… Sessizim ama sözsüz değilim. Yılgınlığım umutsuzluktan değil, yorgunluktan ve artık almıyor aklım insanın kötülüğünü, namertliğini…
Ne varsa arkamda bırakabileceğim, hepsini bırakıp gitmek istiyorum. Çıplak ve yalnız ama onurlu bir hayatın peşinde, her zaman olduğu gibi başım dik yürümek istiyorum.
Lafım çok, hepsini cebimde taşıyorum ama harcamam; sözlerim sadece anlayabilene. Kinim çok ama bileyemem çünkü nefret bile ancak düşmanlığını söyleyebilecek kadar yiğit olabilene. Ne yazık yüzümün kötü yarısını görmek isteyenlere, oysa dostluğum daha güçlüdür elini uzatabilene.
İnsan ve egosu; hiç doymayan ve durmayan bir canavar gibi… Kendi fırtınasını yaratıyor kötülük; etrafında ne varsa silip süpürüyor. Farkında değil canavar ama kendi ipini çekiyor.
Ne çok kelimem var hiç söylemediğim. Boğazımda dizilip duruyorlar. Aklımın ortası pazar yeri, hepsi bir ağızdan bağırıyorlar. Birbirine karışıyor sesler, insanlar, renkler, olaylar.. Birbirine karışıyor beyaz, gri ve siyah, hatta kırmızılar; hepsi sonunda karaya çalıyorlar.
Yanımdan geçiyor sahte tebessümlü, gözlerinde şeytan oturan kadınlar. İçim acıyor kendilerini böylesine çirkinleştirdiği için insanlar. Hepsi basit oysa; bir ekmek, bir su ve sonrası ölüm, toprak yani, neyin kavgasındasın be adam, be kadın, be insan?
Boş bir sokak, uzun ve karanlık bir yol, görsen yürümekten korkarsın. Tam yanımda duran, yüzüme bakan, sesimi duyanların yüreğine gidiyor. Ben o yoldan geçemem; ne imanım izin verir, ne insanlığım, ne onurum…

Devamını oku »

Ninenin Ölmüş Eşine Mektubu

Kategori: (hikayeler) Yazan: RomantiC, 07-05-2012

Etiketler : , , ,

Son GÜNLERDE; bir surat bir surat ki GELİNDE, çayımı bile yarım dolduruyor BEY. Allah’tan KULAKLARIM ağır işitiyor da, duymuyorum ne söylediğini…! Ama yinede HİSSEDİYORUM..! Beni, bu evde galiba istemiyor ar…tık. Hey gidi günler heeey…! OĞLUNU bilirsin, vur kafasına al lokmayı. İki ara bir derede ne yapsın…? ANA bu, atsa atılmaz; satsa satılmaz.Bana artık gizli gizli sarılıyor bey…! Dün akşam, UYURKEN öptü beni biliyor musun? Nasıl ağırıma gitti nasıl…! Artık AKİDE ŞEKERİDE getirmiyor. Hani dişlerim yok ya, güya yerken garip sesler çıkarıyormuşum da; çocuklar İĞRENİYORMUŞ benden. Yok; vallahi yalan bey, hiç yapar mıyım ben öyle şey..? GELİN; çocuklara masal anlatmamı da yasakladı. Üstelik seninle konuşuyormuşum diye, duvardaki resmini bir yere sakladı. Olsun, koynumdaki resminden haberi bile yok..! Yine de BEDDUA edemem bey, oğlumun karısı; torunlarımın anası o…! Geçenlerde üst KOMŞULAR geldi. Ne konuştuklarını duymayayım diye, kapıyı üstüme kilitledi. Duymadım, duyamadım; lakin hissettim.

Devamını oku »

Gizemli, Yaşanmış, Acımasız Bir Hikaye

Kategori: (hikayeler) Yazan: RomantiC, 02-05-2012

Etiketler : , , , , ,

gizemli ve acılı bir hikaye dinlemek okumak istermisiniz bu olayı siz degerli takipcilerimizle paylaşmak istedim fazla duygusal sulu gözlüyseniz okumanızı tavsiye etmem sonunda cok üzülebilirsiniz yaşanmış sıradışı bir hikaye okuyacagınız hikeye.
.
Dilek bir gün okuldan çıkmış, durakta minibüs bekliyomuş….

Yalnız korkunç da yağmur yağıyormuş bu arada.
Kızın önüne bir araba yanaşmış. İyi giyimli, temiz yüzlü bir genç,
“Yanlış anlamayın n’olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Islanmayın, gelin ben sizi uygun bir yere kadar bırakayım” demiş.

Dilek kız, başta biraz tereddüt etmiş ama çocuğun iyi niyetine inanmış ve arabaya binmiş….

Yolda sohbet filan etmişler, hoşlanmışlar birbirlerinden…

Çocuk,
“Lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmur da iyice hızlandı” demiş.

Dilek durumun farkına varıp kabul etmiş tabi….

Yolda sohbet iyice koyulaşmış, kızın evine gelmişler, bu arada telefon değiş tokuşu yapmayı da ihmal etmemişler.

Dilek çok etkilenmiş bu çocuktan.

O hafta her telefon çaldığında yüreği hop etmiş,
“Ay benimki mi arıyo?” diye telefona koşmuş.

Ama arayan bir türlü beklediği “o” olmamış maalesef…

Dilek yüzünü kızartıp çocuğu aramaya karar vermiş,
“Belki numaramı kaybetmiştir, n’olucak ki ben arasam” deyip kandırmış kendini ve aramış !

Telefonu ağlamaklı bir Kadın sesi açmış.

Meğer Kadın, bizim çocuğun annesiymiş ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü söylemiş…

Kadınınanlattıklarından Dilek, çocuğun onu bıraktıktan 5 dakika sonra kaza yapmış olduğunu anlamış.
“Keşke eve bıraktırmasaydım. Benim bunun sorumlusu” diyerek hemen kendini suçlamaya başlamış.

Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden evin adresi almış,
“En azından başsağlığına gideyim bari” diye düşünmüş.

Ziyaret ağlamaklı ve de yaslı geçmiş…

Ayrılma vakti geldiğinde iyice havaya giren Dilek,
“Bana oğlunuzdan bi hatıra verir misiniz ?

Onu gerçekten çok sevmiştim” demiş.

Bunun üzerine anne içeriye gitmiş,
döndüğünde elinde çocuğun o lanet olası kaza günü üzerinde olan gömlek varmış.

Üstelik de hala kanlar içindeymiş gömlek.

Dilek çok kötü olmuş,
gömleğin niye saklandığı ve niye ona verildiği anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp almış kanlı gömleği.

Ama eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp, ütülemek olmuş.

Bütün gece gömleğe baka baka, zır zır ağlamış.

Sürekli de, “Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm” diye tekrar ediyomuş kendi kendine.

Artık ağlamaktan bi’tap düştüğünde gömleği yastığının altına koymuş ve yatmış.

Sabah uyandığında kendini daha iyi hissediyomuş.

Ama yastığı kaldırdığında bi de görmüş ki gömlek yine kanlar içinde.

İnanamamış bu duruma.
“Heralde dün o kafayla iyi yıkayamadım” diyerek yeniden yıkamış gömleği.

Ama ertesi sabah da hiç bi değişiklik yokmuş gömlekte, gömlek yine kanlar içinde !

Bunun üzerine Dilek kız girdiği ruhsal çöküntünün de etkisiyle…
bir Hocaya gitmeye karar vermiş.

Çünkü başına gelen olayı mantıksal olarak bir türlü açıklayamıyormuş.

Çevresinden edindiği bilgiyle değerli bir insan olan Rıza hocayı bulup,
olayı başından sonuna anlatmış.

Rıza hoca uzun-uzun dualar okuduktan sonra Dilek e gömleği neyle yıkadığımı sormuş.

Dilek de tam iki kez deterjanla yıkadığını, ilk başta gömleğin temizlendiğini fakat sabah tekrar kanlar içinde olduğunu ağlayarak anlatmış.

Bunu duyan Rıza hoca nın
gözleri faltaşı gibi açılmış

veeee

ellerini Dileğin kafasına dokundurarak aynen şunları söylemiş…

“A benim salak kızım,

hiç normal deterjanla kan lekesi çıkar mı ?

Evladım şimdi iş toplantısındadır beni siz toprağa verin

Kategori: (hikayeler) Yazan: RomantiC, 15-04-2012

Etiketler : , , , , , ,

Evladım seni çok göresim geldi ,nerelerdesin..

Baba çok işim var.

Evladım seni arıyorum sana ulaşamıyorum.

Baba toplantılarım var.

Evladım seni yemeğe bekliyoruz.

Baba arkadaşlarla önceden yaptığımız bir proğram var.

Evladım sesini duyayım dedim..
Babacığım şimdi kapatmak zorundayımben seni ararım..

Evladım seni ne zaman göreceğiz.

Baba çok işim var,bir ara uğrarım.

Evladım dün gece rüyalarıma girdin,iyimisin.

İyiyim baba iyiyim şimdi araba kullanlyorum,seni sonra ararım.

Evladım ne zaman arasam işim var,yoğunsun seni çok özledim,ne zaman görüşeceğiz.

Of Baba Of Ya..

BİR ZAMAN SONRA EVLAT BABASINA TELEFON EDER…TELEFONU AÇAN BABASININ KOMŞUSUDUR, EVLAT; BABAMLA GÖRÜŞECEĞİM,ÇOK İŞİM VAR GELEMİYECEĞİMİ SÖYLEYECEKTİM,DER… KOMŞU; BABANIZ DÜN GECE VEFAT ETTİ,SON SÖZLERİDE,EVLADIM ŞİMDİ İŞ TOPLANTISINDADIR ONU RAHATSIZ ETMEYİN,,BENİ SİZ TOPRAĞA VERİN DEDİ…DER…KISSADAN HİSSE.. ALLAH HERKESE HAYIRLI EVLAT,,HAYIRLI ANNE BABA VERSİN ..

Trene bakan ÖKÜZÜN mazisini biliyormusunuz?

Kategori: (hikayeler) Yazan: RomantiC, 10-04-2012

Etiketler : , , , ,

Bir varmış iki varmış üç varmış vaktin birinde bir köyde gariban fakat yakışıklı bir öküz varmış.

Bu öküz bir gün köyün çesmesine inmiş birde bakmışki çeşmenin başında güzeller güzeli bir inek.

Görür görmez aşık olmuş ve başlamış yanık yanık böğürmeye:

ÇEŞMENİN BAŞINA BİR İNEK İNMİŞ EĞİLMİŞ KUYRUĞUNU SUYA DÜŞÜRMÜŞ MEVLAM BU İNEĞİ KİME YAR ETMİŞ GELMEZ OLAYDIM GÜZEL YÜZÜNÜ GÖRMEZ OLAYDIM

Güzel inek sana aşık oldum möö mööö demiş. Yakışıklı öküzü gören inekte yüreciğinden vurulmuş ve karşılık vermiş:

Bende sana vuruldum möööö.

Güzel inek suyunu doldurmuş evine doğru yürümüş nazlı nazlı.

Tabii bizim öküzde ardından inek nereye öküz oraya. Güzel inek arada bi ardına bakıp yakışıklı ineği süzüyormuş derken dünyalar güzeli inek lüks bir ahırın içine girmiş ve kapıyı kapatırken dışarıya sümüklü mendilini atmış.

Yakışıklı öküz(Aynı Ben )

Hemen yerdeki mendili almış ve içine bakmış mendilin üzerinde sümüklerle seni seviyorum diye yazılmış ve birde cep telefon numarası.

Yakışıklı öküz oradan geçmekte olan kör sağır dilsiz bir dilenciye o güzel ineği sormuş. Aldığı cevap ise korkunçmuş. İnek köyün ağasının kızıymış ve ağa tam bir hıyar ağasıymış.

Fakat bizim aşık öküzün gözü hiçbirşeyi görmüyormuş. Ağaya bir paşaya iki diyerek dalmış ağanın havuzlu dubleks ahırına başlamış bir şarkıya tekrar:

EVLERE ŞENLİK KIZINIZ VAR BİZİMDE ONDA GÖZÜMÜZ VAR BELKİ BİRAZDA NAZINIZ VAR ALMAYA GELECEZ VALLAHİ ŞANSINIZ YOK BİLLAHİ

Ağa öfkeyle yerinden doğrulmuş ve genç öküze bağırmış: Ulan öküz o gariban haline bakmadan koskoca bir ağanın kızını istemeye nasıl cesaret edersin lan!! Defol!

Gariban öküz gözyaşların içinde evden çıkmış acıklı sölemeye başlanmış: YIKILMADIM AYAKTAYIM DERTLERİMLE BAŞBAŞAYIM HIYAR AĞASI AĞALARA KARŞI YENİLMEDİM BURDAYIM

Sonra ineği cepten bi arayayım demiş öküz:
(alo aşkım ben meçhul sevgilin seni babandan istedim ama vermedi bu gece kaçıracam seni hazırla bohçanı.

Inek: Kaçır beni öküzüm kaçır!)

Tam bu arada kızın babası olacak hıyar ağası gelmiş ve kızını kapsama alanı dışına çıkarmış ve hemen aceleyle kızını köy sosyetesinden zengin bi öküze vermiş. Güzel inek kahrından hasta olmuş ve öyle ağlamışki rivayete göre göz yaşlarından Van gölü oluşmuş derken düğün günü gelmiş çatmış.
Genç öküz düğün meydanına gelerek soluksuz mölemeye başlamış:

NİKAHINA BENİ ÇAĞIR İNEĞİM İSTERSEN ŞAHİDİN OLURUM. SENİN BU ÖKÜZ KİM DİYE SORAN OLURSA ESKİ BİR TANIDIK DERSİN SEVGİLİM!

Zalim ağa yeni damadının adamları ile yakışıklı öküzün ağzını burnunu kırarak yakışıksız hale getirmişler. Güzel inek bu sahneyi görürken kahrından grip olmuş rivayete göre öyle bir ağlamışki bu göz yaşlarından Karadeniz olmuş.

Acımasız hıyar ağası kızıyla damadı olacak öküzü bir daha rahatsız edilmesinler diye trenle şehire göndermiş. Bunu duyan genç öküz dört nala sekerek tren istasyonuna gelmiş fakat öküzoğluöküz geç kalmış tren çoktan hareket etmiş gidiyormuş. Zavallı öküz trenin ardından gözyaşları içinde kala kalmış ve ölene kadar yerinden hiç kıpırdamamış.

Güzeller güzeli inek gittiği yerde sevgilisinin bu şekilde öldüğünü duyunca kahrından kör sağır dilsiz ve topal olmuş ve yine rivayete göre öyle ağlamış öyle ağlamış gözyaşlarından Atlas okyanusu oluşmuş. Tabii güzel inek yüzme bilmediği için kendi gözyaşları içinde boğulmuş. Işte o gün bugündür bu gariban öküzle güzel ineğin hatırasını yad etmek için bütün öküzler tren geçince öyle öküz öküz bakarlarmış