sohbet sohbet siteleri chat siteleri

Yaşanmış Esrarengiz Olaylar!….

Kategori: (Genel Kültür) Yazan: RomantiC, 02-05-2012

Etiketler : , , , , ,

bazen öyle birşey duyarızki o duygumuz olayı afseneyi yaşamadan inanmamıza imkanyokmuş gibi gelirbize masal hurafe hikaye gibi gelirbiz’lere bilemeyiz dogrumu hikayemi masalmı hurafemi ama gercekten yaşanmış sıradışı aklımızın almadığı olaylar olmuş gecmişimizde onlarla yüzleşmek zor geliyor biz insan’oğluna.
Yaşayan Kişi: Çevre Sakinleri
Yaşandığı Yer: Beyazit
Yaşandığı Yıl: 1496-….
.
Olaylar Camide gerçeklesmektedir. Camiyi hayir için yaptiran Katip Sinan öldükten sonra caminin girisinin sag tarafinda bulunan mezara defnedildi. Gömüldügü günün gecesi herkesin uyudugu bir saatte Katip
Sinan’in tabutu mezarindan disariya dogru yükseldi Ve caminin kubbesinin yanina yerlesti.. Tabutun üzerindeki onca topraga ragmen yükselerek caminin kubbesine yerlesmesi o yillarda halkin dehsete kapilmasina neden olmustur. Olayin ögrenilmesinden sonra, bu olaya bir anlam veremeyen caminin imami ve çevre sakinleri, tabutu asagiya indirerek yeniden mezara yerlestirdiler…
Ertesi gün sabah namazi kilmak için camiye gelenler hayretlere düstüler. Çünkü Katip Sinan’in tabutu tekrar mezarindan çikmis ve caminin kubbesinin yaninda durmaktaydi. Olay içinden çikilmaz bir hal almisti. Çevre sakinleri endise içindeydi. Tabut
indirilerek yeniden mezara konuldu Fakat Katip Sinan yere inmemekte
kararliydi. Üçüncü gece tekrar yükselerek yine ayni yere geldi.
Isin içinden çikamayan imam ve çevre sakinleri bu isin içinde bir keramet oldugunu düsünerek tabutu orda birakirlar ve halen tabut
caminin kubbesinin yanindadir.. Kitapta resmi bulunmaktadir..
Caminin adreside “Yasanmis Esrarengiz Olaylar” adli kitapta yazmaktadir

2012 nin en çok satan Kitapları

Kategori: (Genel Kültür) Yazan: RomantiC, 07-04-2012

Etiketler : , , ,

Kitabın akıcı, sürükleyici, ilgi çekici bir dille yazıldığını hemen vurgulamam gerek. Kitap yakın Kürt tarihine bakışın romanı olduğu için dikkatle okunması gereken bir eser, özellikle tarih bilinci zayıf olan Türk ve Kürt insanının bu kitaptan öğreneceği çok şey var. İlhami Sidar başarılı bir eser vermiştir, okuyucunun ilgi ile okuyacağına inanıyorum.”

- Haydar Işık -

Yeni Türk Edebiyatı Değerlendirmeleri)
Bahtiyar Aslan
Kesit Yayınları / Edebiyat Dizisi

Yazmak, her şeyden evvel ve her şeyden çok kendini aramaktır. Okumak gibi ve okumakla birlikle. Okurken başkalarının metninde; yazarken hem başkalarının, hem de kendisinin metninde kendini arar insan. Okunanın, yazılarının niteliği, arayışın niteliğini de belirler elbet. Okunanın, yazılanın niteliği de buna dâhil…

Ne kadar süreceğini hiç kimsenin bilemeyeceği bir arayışın sesleri, belki de yankısı bu yazılar.

Ve yine yazmak… Sadece yazanın/yazarın kaderiyle ilgili bir eylem değildir. Yazının da kaderi eyleme dâhildir her zaman. Bu kitaptaki yazıların bir kısmı, yazının kaderi ile yazarın kaderinin birbirine değdiği anların özetidir. Büyük çoğunluğu gündeme dair fakat güncel değil. Güncelin çağrıştırdığı olumsuzluklara uzak durarak, güncele yenilmemeye gayret edilerek yazıldılar. Şüphesiz bir takım bilgiler içeriyorlar ama hiçbiri bilgilendirmek amacıyla yazılmadı.
Yazı da yazgıya dâhil diyenlere bin selam…

Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti:

Orhan Veli’nin Kendi Sesinden Şiirler…Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti kitabı ve bu kitapla birlikte verilen CD, Orhan Veli’nin çok eski bir kayıt yöntemi olan “tel”e okuma ile kaydettiği ses kayıtlarından oluşuyor. Bu kayıtlarda Orhan Veli’nin kendi sesinden dinleyeceğimiz şiirleri ve bir de Karagöz oyunu bulunuyor.

Kız kardeşi Füruzan Yolyapan’ın yıllarca sakladığı ve klasik bantlardan da önceki bir teknikle “tel”e okuduğu kayıtlarda Orhan Veli, en beğendiği 22 şiirini seslendiriyor. Bir dost ortamında kaydedilen bu şiirler, ölümünden yıllar sonra, Orhan Veli hayranları için gün ışığına çıkıyor. Orhan Veli’nin kızkardeşi Füruzan Yolyapan, bu kayıtların bir evde, bir yılbaşı eğlencesi sırasında kaydedildiğini tahmin ettiğini ama bu konuda pek bilgisi olmadığını, kayıtların da kendisine küçük ağabeyi Adnan Veli ölünce onun ahbabı Orhan Boran’dan geldiğini söylüyor.
Beni Bu Güzel Havalar Mahvetti’de ayrıca, Orhan Veli’nin hiç bilinmeyen bir yanını, Karagöz oyunlarına merakını, oynatmadaki ustalığını da öğreniyor, kısa bir Karagöz muhaveresini kendi sesinden dinliyoruz.

Yapı Kredi Yayınları, bir büyük şairin şiirlerini yalnızca kitaplarda okumakla kalmayıp, kendi sesini ve ilk kez işittiğimiz Karagöz oynatma yeteneğini de bu çalışma ile gözler önüne seriyor.

Türk okurunun özellikle Bozkırkurdu, Boncuk Oyunu, Siddhartha adlı kitaplarıyla tutkulu bir ilişki kurduğu Hermann Hesse, yazar meslektaşlarının saygınlığını ve birbirini izleyen pek çok kuşağın sevgisini kazanmış, çeşitli dillere çevrilen yapıtı dünyanın her kıtasında okunan bir yazar konumuna ulaşmıştır. Hugo Ball’in Romantizmin ihtişamlı ordusunun son şövalyesi olarak nitelediği Hesse için Thomas Mann yazınsal etkinliğinin erken döneminde “kendime en yakın bulduğum, yazarlar arasından seçip en çok sevgiyle bağlandığım yazar” ifadesini kullanmış, Peter Handke 1970′te Hesse rönesansının doruk noktasında “Hesse hiç kuşkusuz ne yaptığını bilen, bütün değerlendirmelerden alnının akıyla çıkacak büyük bir yazardır” demiştir.

Yapıtında, yaşamın büyük karşıtlıklarını, iki kutbunu eğip birbirine yaklaştırma özlemiyle sanat yerine düşünceye başvuran Hesse, dünyanın ve evrenin kutupluluğu aşarak ulaşacağı birliği kendisi için en kutsal hakikat sayar.

Öldürmeyeceksin, Hermann Hesse’nin yazdığı çok sayıda denemeden yapılmış bir seçkiyi içeriyor; açık, samimi düşünceler ve doğrudan bir dille kaleme alınmış yazılar farklı dönemlerle farklı temaları bir araya getiriyor. Kitap beş bölümden oluşuyor: “Erken Dönem Düşünceler”, “Birinci Dünya Savaşı’na Dair Siyasi Görüşler”, “Dünya Görüşüne Dair”, “Edebiyat Yazıları”, “Geç Dönem Düşünceler”. Hermann Hesse’nin duru edebiyatını büyük neşeyle ve ilgiyle karşılayan okur için “Öldürmeyeceksin” başlıklı Seçme Denemeler görüntü bombardımanı ve bilgi kirliliği içinde yaşadığımız çağda düşünceleri sadeleştirmek adına iyi bir adım.

Listelerimizde bu haftanın galip gelen kitabı sızıntı,Yakın tarihimizin gizlenen gerçekleriyle yüzleşmeye hazır mısınız?

Türk polisi FBI’dan Fethullah Gülen için ne istedi?
ABD Gülen cemaati hakkında ne düşünüyor?
Türk polisi FBI’a verdiği Ergenekon brifinginde neler anlattı?
ABD’li diplomatlara Yaşar Büyükanıt’la ilgili hangi fotoğraflar gösterildi?
İsviçre’deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?
PKK’ya af ABD tarafından nasıl planlandı?
Erdoğan-Gül çekişmesi kriptolara nasıl yansıdı?
o Bülent Arınç TSK’yı ABD Büyükelçisi’ne nasıl ve neden şikâyet etti?
ABD AKP’li bakanları nasıl fişledi?
ABD’nin nükleer silahları Türkiye’de mi?
Hangi Ergenekon gözaltıları Amerikalılara önceden haber verildi?
Bu soruların ve daha fazlasının yanıtı Wikileaks belgeleri ışığında ortaya çıkıyor

Ece Temelkuran “inatla” kayda geçsin diye tarihe not düşüyor!..

“Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var.

Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım var. Biz varız. Yani biz de varız…”

Ece Temelkuran, kayıtları çok titiz tutulması gereken zamanlardan bildiriyor bu kitapta. Son iki yıllık tarihine o titizlikle bakıyor. Artık yazamaz hale getirilmenin, kaçınılmaz bir keskinleşmenin tarihine yani.

“Kayda Geçsin” çünkü; bu zamanlar, o zamanlar…

Hürrem SuLtanın Hayatı

Kategori: (Genel, Genel Kültür) Yazan: RomantiC, 09-02-2012

Etiketler : , , , ,

DüŞündüm Taşındım Bugün sizLerLe ne PayLaşsam diye  ve buLduum : ) SizLerLe HüRRem SuLtan“ın Hayatını PayLaşıcam umarım Beğenirsiniz ..

İşde bu HüRRem suLtan “ın Bi resMi asiL , zaRiF Her ne kadar cin FiKirLi oLsada ben seviyorum : )

Evet başLayaLımm…

 

Hürrem Sultan; Doğumu: 1506 – Ölümü: 1558
Doğum adı: Aleksandra Lisowska, Avrupa’da Roxelana olarak bilinir) Osmanlı padişahı I. Süleyman’ın (Kanuni Sultan Süleyman) eşi ve sonraki padişah II. Selim’in annesidir. Bir Osmanlı
 padişahıyla nikahla evlenmiş tek kadın olma ayarıcalığını taşır.

Kökeni:
Lehistan Krallığı’nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn’de doğdu. Tatar akıncılar tarafından 1520 ve daha sonra Kırım Hanı tarafından Osmanlı sarayına sunuldu. tarihinde Rohatyn’den kaçırılmış
16. Yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara göre mesela 19. yüzyılın Ukrayna’daki ilk kayıtlarına göre Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan ya da Hürrem balsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana,Roxelane, Rossa, Ruziac, Türkçe’de Hürrem (Farsça kökenliخرمKhurram), neşeli olan kişi ve (ArapçadaKarima -كريمة) Soylu olan kişianlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. Yüzyıldan sonra kullanılıyordu.

Saraydaki Yaşamı
:
Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim gördü. Güzelliği, zekası ve becerisi ile padişahın dikkatini çekmeyi bildi. Harem kadınları ve saray ileri gelenleri arasında da kendine yer edindi. Hürrem Sultan saraya geldiğinde Kanuni’nin cariyelerinden biri olan Mahidevran Sultan’dan Mustafa isimli bir oğlu vardı. Mustafa zamanla çok sevilen bir şehzade haline geldi. Mustafa’nın Kanuni’den sonra padişah olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Bu da Mahidevran Sultan’ın Valide Sultan olacağı anlamına geliyordu. Oysa Hürrem Sultan her bakımdan Mahidevran Sultan’ın önüne geçti ve Kanuni’nin güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi oldu. Bazı kaynaklar çeşitli entrikalar uygulayarak 16. Yüzyıl Osmanlı tarihini olumsuz yönde etkilediği iddia ederler. Kızı Mihrimah Sultan’ı Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile evlendirerek Vezir-i Azam’la bir ittifak oluşturdu. Kanuni, yeniçeriler tarafından çok sevilen oğlu Mustafa’yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürttü. Hürrem Sultan’ın Kanuni’yi bu kararda etkilediği inancı yaygındır. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursa’da geçirdi. Ancak Hürrem Sultan’ın ölmesinden sonra Hürrem Sultan’ın oğlu padişah II. Selim Mahidevran Sultan’a maaş bağlattı ve oğlu Mustafa’nın türbesini yaptırttı.
Devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı. Bu dönemde Ruslar Kazan ve Astrahan Hanlıklarına hakim olup doğuya doğru yayılmaya başladılar.
Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman’dan önce 52 yaşındayken öldü. Oğlu II. Selim’in tahta çıkışını göremedi. Süleymaniye Camii Külliyesi içinde kendisi için yaptırılan türbeye gömüldü. Türbenin iç duvarları bir cennet bahçesini tasvir eden İznik çinileriyle kaplıdır.

Hayır İşleri
:
Hürrem Sultan İstanbul’da günümüzde onun adıyla anılan Haseki Semtinde, Mimar Sinan’a Haseki Külliyesi’ni yaptırmıştır. Külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır. Ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.

Ölümünden Sonra:

Hürrem Sultan Avrupa’da, modern Türkiye’de ve batıda birçok resim, müzik ve bale gibi tarihi çalışmalara konu olmuştur. Mesela Joseph Haydn’in 63. senfonisini örnek verebiliriz. Eserler Ukraynalılar tarafından yazılmıştır ama genelde İngilizce, Almanca ve Fransızcadır.
Hürrem Sultan’ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna’nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan anıtı bulunmaktadır. 2007 yılında, Ukrayna’daki bir liman kenti olan Mariupol’daki Müslümanlar Hürrem Sultan’ın onuruna bir müze açmıştır.

 

 

Hürrem Sultan; hep entrikalarla, oyunlarla anlatılıyor. Oysa o, bunlardan çok hayırlarıyla anılması gereken bir kadın. Bir ömre sığmayacak kadar çok hayratı var. Bulgaris-tan’dan Mekke’ye kadar pek çok şehri, ihtiyacı olan yapılarla süslemiş. Ölmeden bir yıl önce, Peygamber Efendimiz’in (sas) hadis-i şerifine nail olabilmek için Kudüs’te yaptırdığı ‘Haseki Sultan İmareti’ bunlardan biri sadece.
Tarih, 18 Nisan 1558. Yedi iklime nam salmış Muhteşem Süleyman’ın sarayında yas var. Hükümdarın gözünden bile sakındığı, hası, hasekisi, Hürrem Sultan ebedi âleme intikal etti. Ardında kalanlar ise sadece, daha çok romanlarda, dizilerde bahsedilen cinayetler, entrikalar ve kıskançlıklar… 
Peki, büyük bir devletin adı en çok bilinen kadın sultanını anlatmaya, bunlar yeterli mi? Günün şartları göz önüne alınmadan yapılan acımasız eleştiriler, Hürrem Sultan’ı hep kötü anlattı, anlatmaya da devam ediyor. 
Sultan üzerine yapılmış gerçek bir akademik çalışma olmamasına rağmen, Batılı hayalperestler ya da bazı kesimler onun, Kanuni ile geçirdiği 40 yıllık ömürde sadece ihtiraslarını görüyor, hayırseverliğine değinmiyor. Ama, Hürrem Sultan ömrünü, hakkında söylenenleri gölgede bırakacak hayırlarla donatmış. İşte onun unutulan özelliği: ‘Hayırseverliği!’
Pek çok şehirde adı yaşıyor!
O, yardımseverliğini saraya geldiği ilk yıllarda gösterir. Cariyeyken aldığı maaşı, “Burada, paraya ihtiyacım olmuyor!” diyerek Mekke’ye göndermek ister. Fakat, cariyelerin bağışta bulunması için azat edilmesi gerekir. O da, Kanuni Sultan Süleyman’a mektup yazarak halini arz eder. Padişah, onu özgür bırakır. Hürrem de, yıllık altı bin altın bağışta bulunur Mekke’ye. Cariyeliğinde yaptığı yardımlar, Haseki Sultan olduktan sonra da, çeşitli şehirlere yaptırdığı cami, imaret, kervansaray gibi hayratlarla devam eder. Eserlerin çoğu da, Mimar Sinan’a yaptırılır.
Bunlardan biri, Ahmet Refik’in, ‘Türk Mimarları’ kitabında yazdığı Edirne su yolları. Hürrem Sultan, savaş zamanında Kanuni ile kışı geçirdiği, nazarında pek kıymetli olan Edirne’ye, 1539′da Mimar Sinan’a talimat vererek, 20. yüzyıla kadar kullanılacak bir su yolu yaptırmış. Edirne’nin Küçükdöllük köyündeki su yolu kemerleri hâlâ ayakta. İslam Ansiklopedisi’ne göre; Uzunköprü’de de, Haseki Sultan adını taşıyan bir kervansaray ve cami inşa ettirmiş.
Mimar Sinan’ın eserlerinin yazılı olduğu tezkirelere göre, Hürrem Sultan, Mekke ve Medine’ye de kendi adıyla imaret yaptırmış fakat bu yapılar, günümüze ulaşamamış. Bulgaristan’ın, eski adı Cisr-i Mustafa Paşa olan Svilengrad kasabasına da uzanmış Sultan’ın eli. Tezkireler, onun bu kasabaya, Haseki Sultan adını taşıyan cami, imaret ve kervansaray yaptırdığını bildiriyor. İstanbul ve Kudüs ise, Hürrem hakkında anlatılan olumsuz halleri gölgede bırakacak, en önemli yapılara sahip şehirler.

 

 

Haseki Hastanesi’ni de o yaptırmış!
Sultan, İstanbul’a 1538′de inşasına başlanan ve 1550′de tamamlanan bir külliye yaptırıyor: Haseki Sultan Külliyesi. Külliye; cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, imaret ve darüşşifadan oluşuyor. 1551 tarihli vakfiyede, külliyenin ilk yapılan biriminin cami olduğu, medrese ve sıbyan mektebinin bundan bir yıl sonra, darüşşifanın da on iki yıl sonra inşa edildiği bildiriliyor. Cami, bugünkü Haseki Caddesi’nin bir yanında medrese, sıbyan mektebi, imaret ve darüşşifa diğer yanına inşa edilmiş. Caminin hemen karşısında bulunan medrese 1530′da inşa edilmiş klasik bir yapı. Külliye’ye bağlı imaret ise 1550 yılında, Hürrem Sultan’ın isteği üzerine Kanuni tarafından yaptırılıyor. Günümüzde, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet veren yer ise, adını Hürrem Sultan’ın külliye için yaptırdığı Darüşşifa’dan alıyor. Atıl durumda bekleyen Külliye, şimdi restorasyonda.
Vakıflara gelir için bir hamam!
Sultanahmet Camii ve Ayasofya arasına 1553′te, Mimar Sinan’ın yaptığı çifte hamam Hürrem Sultan’ın İstanbul’daki bir başka hayratı. Burayı, vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yaptırıyor. Bugün halen varlığını koruyor ama hamam olarak değil. Kudüs’se, bağrında halen yaşayan son hayratını taşıyor. 

 

 

Kudüs’teki imarette, ne kadar yemek dağıtıldığının, o dönemlerden kalma çetelesi. Çetelede, imarette günlük 999 yoksula bir tas çorba, bir somun ekmek verildiği yazıyor.
Kudüs’ü bekleyen Osmanlı: Haseki Sultan İmareti
Kudüs, Hürrem Sultan’ın yardımlarını ulaştırdığı son şehir. Ölümünden bir yıl önce, ortamı raporlamaya giden Abdülkerim’in, “Sa’âdetlü sultanım, bu diyarın fukarası çoktur.” diye mektup yazması üzerine buraya bir imaret yaptırır. Tarihçi Amy Singer’in, “Osmanlı’da Hayırseverlik Kudüs’te Bir Haseki Sultan İmareti” adlı kitapta anlattığına göre; Hürrem Sultan, Kudüs’e inşa ettirdiği imarete olan hislerini, Peygamber Efendimiz’in (sas), “Bir insan öldüğünde, ameli kesilir. Defter-i a’mâli kapanır. Yalnız sadaka-i cariyesi, ilmi eseri, kendisine dua eden hayırlı bir evladı olan kimsenin defter-i a’mâli kapanmaz.” hadis-i şerifiyle anlatır mektuplarda. İmarethane halen varlığını devam ettiriyor. İlk günkü gibi fakirlere yemek dağıtılıyor. Aynı zamanda yetimhane olarak kullanılıyor. El-Vâd ile Akabetü’t takiye caddelerinin birleştiği noktada, Via Dolorosa’nın güneyindeki tepeye çıkan yokuşta bulunan imarethanenin vakfiyesi ve ilk dönemlerden kalma yemek kazanları ise Kudüs’te bir müzede sergileniyor.

7 bin lira düşürdü kimse almadı

Kategori: (Genel Kültür) Yazan: RomantiC, 10-04-2011

Etiketler :

7 bin lira düşürdü kimse almadı

7 bin lira düşürdü kimse almadı

Adana’da, muhasebeci 23 yaşındaki A.Ş.’nin bankaya giderken düşürdüğü 7 bin 520 lira, vatandaşlarca bulunup polis aracılığıyla kendisine iade edildi.

“Enflasyon kademeli bir artış sergileyecek”

Kategori: (Ekonomi, Genel, Genel Kültür, guncel haber) Yazan: RomantiC, 05-04-2011

Etiketler : , ,

Merkez Bankası tarafından mart ayı fiyat gelişmelerine ilişkin yayımlanan değerlendirmede, ithalat fiyatlarındaki artışların gecikmeli yansımaları ve baz etkisiyle kısa dönemde enflasyonun kademeli bir artış sergileyeceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Enflasyon kademeli bir artış sergileyecek

Mart ayında tüketici fiyatlarının  0,42 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 3,99 düzeyine gerilediği hatırlatılarak, enflasyonun temel mal grubunda yükselirken hizmet grubunda ılımlı bir eğilime işaret ettiği ifade edildi.

Değerlendirmede, “İthalat fiyatlarındaki artışların gecikmeli yansımaları  baz etkisiyle kısa dönemde enflasyonun kademeli bir artış sergileyeceği tahmin edilmektedir” ifadesi kullanıldı.

Merkez Bankası değerlendirmesine göre,  ayında enerji, işlenmemiş gıda, alkollü içecekler vetütün ürünleriyle altını dışlayan ÖKTG-H endeksiyle bu endeksten işlenmiş gıda ürünleri çıkarılarak elde edilen ÖKTG-I göstergelerinin yıllık artış oranları  önceki aya kıyasla önemli bir değişim göstermeyerek sırasıyla yüzde 4,27 ve yüzde 3,77 oldu.

Hizmet fiyatları mart ayında yüzde 0,40 artarken grup yıllık enflasyonu 0,65 puan azalarak yüzde 3,57’ye geriledi. Grup yıllık enflasyonunda gözlenen bu azalış  ölçüde haberleşme grubu fiyatlarının oluşturduğu baz etkisinden kaynaklandı, ancak söz konusu etkinin nisan-mayıs aylarında tersine dönüp hizmet grubu yıllık enflasyonunu artıracağı not edilmeli.

İthalat fiyatlarındaki artış ve Türk lirasındaki değer kaybının etkisiyle diğer temel mal grubu fiyatlarının yıllık artış oranlarındaki yükseliş belirgin oldu. Dayanıklı mal (altın hariç) grubunda yıllık enflasyonaralık ayından bu yana 2,9 puan artarak yüzde 3,16’ya yükselirken bu dönemde, özellikle beyaz eşyafiyatları yıllık artışındaki hızlanma dikkat çekti.

Mart ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubu yıllık enflasyonu 1,06 puan azalarak yüzde 3,47 seviyesinde gerçekleşti. İşlenmemiş gıda fiyatları beyaz et ve yumurta fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlara karşın, sebze ve süt ürünleri fiyatlarındaki azalışların etkisiyle yüzde 1,32 oranında geriledi, böylelikle, grup yıllık enflasyonu yüzde 0,56 düzeyi ile son iki yıldaki en düşük seviyesine indi.

Mart ayı Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti’nde belirtildiği gibi buğday ithalatında gümrük vergisinin geçici olarak kaldırılması ekmek ve tahıllar grubu aylık fiyat artışını kısmen sınırladı. Buna ek olarak, süt fiyatlarındaki gerilemenin etkisiyle peynir ve süt ürünleri fiyatları bu dönemde de azaldı ancak katı ve sıvı yağ fiyatlarında süregelen yüksek oranlı artışın da etkisiyle işlenmiş gıda yıllık enflasyonu yüzde 6,39’a yükseldi.